Warning: mysqli_real_connect(): Headers and client library minor version mismatch. Headers:100608 Library:100505 in /home/u8703748/public_html/wp-includes/wp-db.php on line 1635
Bu oyun kaçmaz! – Akşam – Hareket Atölyesi Topluluğu

AKŞAM | PAZAR | 15 KASIM 2009, PAZAR 

10 yıldır projelerini sahneye taşıyan Hareket Atölyesi’nin son çalışması ‘aHHval’, bu gece garajistanbul’da izlenebilir. 25-70 yaş arası 10 kadının kişisel hafızalarını alın; devrim, darbe, baskı, linç ve korku gibi kavramlarla harmanlayın ve bunu performans olarak sahneleyin. İşte ‘aHHval’!
Haller, vaziyetler, oluşlar… Bunlar Osmanlıca ‘ahval’ kelimesinin karşılıkları. Bu anlamları alıp doğaçlama ve performansla birleştirip sahneye uyarlayansa Hareket Atölyesi’nin son projesi ‘ahhval’.
Oyunun garajistanbul’daki son gösteriminin bu gece 20.30’da olduğunu hatırlatıp, hem Hareket Atölyesi hem de ‘aHHval’ performansı konusundaki izlenimlerimi paylaşayım sizinle… 
Ekip olarak Çağdaş Gösteri Sanatları Girişimi Derneği üyesi olan Hareket Atölyesi, bundan 10 yıl önce Zeynep Günsür’ün gazeteye verdiği bir ilan üzerine kurulmuş ve bugünlere kadar gelmiş. Aslında bedenleri rahatlatmak, stresten arındırmak ve çeşitli egzersizlerle yeni kurgular yapmak üzere kurulan Hareket Atölyesi, çekirdek kadro oluştuktan sonra yavaş yavaş kurgularını sergilemeye başlamış. Hareket Atölyesi’nin özelliği, ele aldığı kavramları doğaçlama kurguyla ve performans biçiminde sahneye taşıması.
Farklı yaş ve meslek grubundan 10 kadının Türkiye’nin sivil tarihini kendi hafızlarındaki biçimiyle yansıttıkları ‘aHHval’e gelince… Oyunun sanat yönetmenliğini Zeynep Günsür, hareket yönetmenliğiniyse Ece Ulutan ile Deniz Olgay Yamanus yapmış. Zeynep Günsür ‘aHHval’i; ‘Kişisel hafızlardan ortak bir bellek oluşturmaya gittik, ki Türkiye’de en çok sıkıntı çektiğimiz şey bu; ortak hafızanın darbeler, kesilmeler, bölünmeler ve kırılmalarla engellenmiş olması’ olarak özetliyor.
Oyun, 10 kadının, renkli kostümleri ve histerik beklentilerini yansıtan halleriyle sahneyi doldurmasıyla başlıyor. Ardından ‘linç’ kavramının milli bir reaksiyon olarak haklılaştırılmasından mahalle baskısına, duygusal ve nostaljik sömürülerle politik olarak aktif olabilecek genç kuşağın bastırılmasına, askeri darbeler ve politik gelişimin şeffaflıkla konuşulmasının engellenmesine, kadının bir meta, pornografi öğesi olarak algılanmasına, nostalji hissinin toplumsal sömürü unsuru olarak kullanılmasına, toplumda birey olarak var olmanın ve özellikle kadın olmanın nasıl bir tehdit yaratabileceğine kadar Türkiye’nin toplumsal ve sivil tarihi metaforlar yardımıyla sahneye yansıyor.
Bu yapılırken seyirci kimi zaman mizah ve nostalji hissinin güvenli kollarına bırakılırken beklenmedik bir biçimde, rahatça yerleştiği koltuğunda irkilmesi de sağlanıyor… Bu, seyircinin rahatlık hissi tam yerleşmişken öyle ani ve sert bir biçimde yapılıyor ki ister istemez izleyici koltuğunda dikleşme zorunluluğu yaşıyorsunuz!
Hareket Atölyesi’nin kurucusu Zeynep Günsür, atölyeyi kurarken ona aileden de destek gelmiş. Anne Sibel Günsür, 9 yıldır atölye ile çalışan emekli bir öğretim görevlisi. ‘Bu yaştan sonra tiyatroya başlamak diye bir şey söz konusu olamaz ama bu atölyede hepimizden bir parça var. Hazır bir metin üzerinden değil doğaçlama olarak çalışıyoruz. 25-70 yaş arası 10 kadının kuşakları kadar beden dilleri de farklı… Genel sanat yönetmeni bunu bir şekle sokuyor ama insanın kendi bedeninden çıkanları sergilemesi çok güzel bir his. Bugüne kadar hep gençlere öğrettim şimdi yine gençlerleyim ve bu sefer ben de öğreniyorum’ diyor. 1950 doğumlu hala Nilgün Günsür ise emekli diş hekimi. Hareket Atölyesi’ne sağlıklı bir emeklilik geçirmek amacıyla katılmış. Hala her sahneye çıkışında ‘yok ben yapamam’ dese de, bedeninin götürdüğü yere gitmeyi öğrenmiş ve bedenen de ruhen de kalıplaşmalardan uzak olduğu için mutlu hissediyor kendini.
‘aHHval’ ile sahnede yer alan diğer isimler de farklı yaş grupları, sosyal yapılar ve mesleklerden geliyor…
9 yıldır hareket atölyesi ile çalışan Dizem Kaftan, dansçı ve tiyatro oyuncusu. 1979 doğumlu olan Kaftan, Türkiye’nin sivil tarihini farklı yaş gruplarından insanların bir arada anlatmasının oyunun esas dinamiği olduğunu söylüyor. Çünkü ‘aHHval’ bu toplumsal hafızayı temsil ediyor. Tanıl Bora’nın ‘Linç’ isimli metnini bir masal gibi anlatan Kaftan, anlatım sürecinde yavaş yavaş bir pakete dönüşüyor ve bu da Hareket Atölyesi’nin doğaçlama tarzı ile örtüşen bir performans olarak dikkat çekiyor.

AMAÇ, POLİTİK TARİHİ GENÇLERE ANLATMAK
25 yaşındaki Gizem Soysaldı, Şahika Tekant’ta eğitim alırken gruba dahil olmuş ve bir buçuk senedir de Hareket Atölyesi ile çalışıyor. Ekiptekilerle birlikte olmanın hem hayat bilgisi hem de mesleki açıdan çok önemli olduğunu düşünüyor. Ankara Üniversitesi Siyasal’da okuduğu için kişisel ilgi alanı da politika ve tarih olan Soysaldı, kendi jenerasyonu ne kadar apolitik olsa da kendinden küçük yaştakilere ‘aHHval’ aracılığıyla yakın tarih anlatmanın önemli olduğunu söylüyor: ‘Türkiye 10 senede bir darbelerle engelleniyor. Oyunda bunu anlatırken birçok metafor kullanılıyor. Bu doğaçlamanın içine dansın da girmesinden çok memnunum.’
Bale eğitmenliği yapan 29 yaşındaki Ece Ulutan da 5 senedir atölye ile çalışıyor. Yaratım aşamasında; hepsinin hafızasındaki detaylardan faydalanmış olmalarının oyunu özel kıldığını anlatıyor. Kendisinin jenerasyon itibarıyla televizyon çocuğu olduğunu da ekleyen Ulutan, bu oyunun enerjisinde yaş farklarının olmadığını anlatıyor.
Bir yıldır grupla çalışan Leyla Okan, plastik sanatlar kökenli. Kendi işlerinde uğraştığı alan beden olduğu için, kendi bedeninde de deneyim kazanmak istemiş. 1958 doğumlu Okan; ‘bu oyunda ödünç duygular taşımıyoruz, sahnede gördükleriniz gerçekten hepimizin yaşadığı duygular’ diyor. 52 yaşındaki Gülsu Aren sosyal pedagog ve Almanya’da yaşarken ve bir doğaçlama grubu ararken İstanbul’a geldiğinde Hareket Atölyesi’ni bulmuş. Gazeteci-yönetmen Özden Çetin, New York’ta yönetmenlik eğitimi almak için 3 yıl ara verse de başından beri atölyede çalışanlardan. Çetin, ‘aHHvl’ için ‘Hiçbir sahne disiplini ile örtüşmeyen ama birçok farklı disiplinden de yanlar alan, anlatım gücü çok yüksek bir sahne performansı. Türkiye’nin tarihini sivil perspektiften; komik, matrak, hüzünlü ama mutlaka tat bırakan şekilde aktarıyor’ diyor.

SELİN ÖZAVCI