Warning: mysqli_real_connect(): Headers and client library minor version mismatch. Headers:100608 Library:100505 in /home/u8703748/public_html/wp-includes/wp-db.php on line 1635
‘Bu işitilmedik bir masal’ – Hareket Atölyesi Topluluğu

Hareket Atölyesi, “Kül-kadın”la, masallar dünyasının içine farklı bir açıdan giriyor, kadın imgesi üzerine odaklanıyor.

Zeynep Günsür’un Sanat Yönetmeni olduğu Hareket Atölyesi Topluluğu’nun “Külkedisi” masalından referanslarla yarattığı bir hareket tiyatrosu masalı “Külkadın.” Kadir Has Üniversitesi Sahnesinin kara kutu salonunda oynuyor. Düşünüyorum; “Külkedisi,” “Pamuk Prenses,” “Binbir Gece Masalları” önceleri dinlemeye, sonraları okumaya doyamadığım masallardı. Çoğumuz öyle büyümedik mi? Günümüzde teknolojik dünyanın küçüklerine seslenen masallar da galiba temelde pek kopuk değil “Külkedisi” ve benzerlerinden. İşte, Hareket Atölyesi, “Kül-kadın”la, masallar dünyasının içine farklı bir açıdan giriyor, kadın imgesi üzerine odaklanıyor. Kadına yönelik bir okuma biçimi belirliyor.

Aslıhan Erguvan, Deniz Yamanus, Ece Ulutan, Gizem Soysaldı, Gülsu Okay, Leyla Okan, Nilgün Günsür, Dibel Günsür ve Zeynep Günsür’dan oluşan 30 – 75 yaş arasında sekiz kadın, program broşüründe de belirtildiği gibi, Hareket Atölyesi olarak, kendi hafızalarındaki imgelerden yola çıkarak toplumsal hayatın içinde kadının duruşu üzerinden bir tartışma alanı oluşturuyorlar. Bunu yaparken, çeşitli masalların yanı sıra röportajlardan, seslerden ve özellikle de Clarissa P. Estes’in Kurtlarla Koşan Kadınlar kitabından esinlendiklerini belirtiyorlar. Kadının özgürleşmesi, erginleşmesi oyunda, masalların, masal içindeki ve dışındaki ataerkil sistemin ehlileşmiş ve bu sistem içinde kaybolmuş kadın imgesine karşı bir duruş ortaya konuyor. Kadının adeta bir yapı, bozumla kendini özgürleştirmesi, erginleşmesi üzerine gidiliyor. Bir hesaplaşma söz konusu. Bu bağlamda, günümüzde, farklı kuşaklardan ve farklı altyapılardan gelen kadınların sahne üzerinde kendi kişisel tarihlerine ve aynı zamanda içinde yaşadıkları düzene nasıl baktıklan irdeleniyor. Her kadının içindeki bastırılmış alanlar bedensel ve ruhsal kinimalar şeklinde ortaya konuyor. İlgiyle izlenen, insanı kendine dair sorular sormaya yönlendiren bir çalışma “Kül-kadın.” Kuşkusuz, bu tür yüzleşmeler belli kalıplar içine hapsedilmiş toplum ların bireyleri için zorlayıcı olacaktır ama sonuçta, kadının içsel ve dışsal erginleşmesine odaklı sesleniş kanımca doğru ifadesini buluyor, bedensel ve sözel okumalar doğru yönde akıyor.

Oyunun sahnelenmesinde ince bir ironiyle örtüşen yapı, söz konusu akışı daha keyifle izlenir kılıyor. Zeynep Günsür, yorumunda, masalsı bir anlatma yöneliyor ama aynı zamanda da Estes’in sözleriyle “ne masal, ne martaval” yaklaşımını da sergiliyor. Kadınlar bir yanda oyun boyunca dairesel hareketlerden uzak durarak kendilerine ayn lan alanlarında yüz yüze sesleniyorlar seyirciye. Böylelikle, Günsür’un iki boyutlu frontal hareket tasarımı masallardaki iki boyutlu imgeyi de taşımış oluyor sahneye. Leyla Okan’ın kostüm tasarım ise bu anlatımı destekliyor. Malzeme olarak ince ve renkli plastik tellerin kullanıldığı kostümler de aynı şekilde masallardaki iki boyutluluğu yansıtıyor. Giysiler, Ece Ulutan’un ışık tasarımında kimi zaman canlı renkleriyle göz acıyor, kimi zaman geçirgen oluyor ya da matlaşıyorlar… Bu masalsı yaklaşım içinde kadının konumuyla, durduğu yerle, ileriye doğru atacağı adımlarla hesaplaşması istenen çelişkiyi yakalamamızı sağlıyor.

“Kül-kadın, Hareket Atölyesi’nin daha önceki işleriyle kıyaslandığında içsel yönü öne çıkan bir çalışma. Kadının kendiyle ve de masal dünyasının içinde ve dışında getirildiği konumla hesaplaşması, toplumsal hayatın içindeki sert sorgulamalan hos bir atmosfer içinde izleniyor…